"Blaze Koneski" Faculty of Philology

Permanent URI for this communityhttps://repository.ukim.mk/handle/20.500.12188/1

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    Kİ COĞRAFYA, TEK RUH: İLHAMİ EMİN VE BAHTİYAR VAHAPZADE’NİN ŞİİRLERİNDE TASAVVUFÎ DERİNLİK
    (P A L I M P S E S T International Journal for Linguistic, Literary and Cultural Research, 2025-12)
    OSMAN EMIN
    Bu makale, modern Türk edebiyatında tasavvufî eğilimlerin izini sürmek amacıyla, farklı coğrafi ve kültürel ortamlarda yetişmiş iki önemli Türk şairi olan İlhami Emin ve Bahtiyar Vahapzade’nin şiirlerini karşılaştırmalı bir bakış açısıyla incelemektedir. Aynı milletten olmalarına rağmen biri Kuzey Makedonya’da, diğeri Azerbaycan’da yetişen bu iki şairin eserlerinde tasavvufun nasıl işlendiği, ne tür temalarla öne çıktığı ve şiir diline nasıl yansıdığı araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmada komparatistik yöntem ve filolojik analiz esas alınmıştır. Kuzey Makedonya Türk edebiyatının çınarı kabul edilen İlhami Emin’in şiirlerinde tasavvufî temalar, daha çok bireysel bir iç yolculuk, insanın ruh dünyası ve manevî derinlik üzerinden işlenmektedir. Emin, şiir dilinde soyut imgeler ve semboller kullanarak, okuyucuyu içsel bir sorgulamaya ve arayışa yönlendirmektedir. Bahtiyar Vahapzade ise Azerbaycan edebiyatının güçlü sesi olarak, tasavvufî unsurları sadece bireysel düzeyde değil, aynı zamanda toplumsal ve millî bir perspektifle ele alır. Şiirlerinde halkın ruh dünyasına, tarihsel kimliğine ve inanç değerlerine vurgu yapar. Vahapzade’nin eserlerinde Mevlânâ, Yunus Emre ve Fuzûlî gibi klasik sûfî şairlerin etkileri açıkça gözlemlenmektedir. Makale, her iki şairin de tasavvufî şiir anlayışlarında farklı yönelimler gösterse de ortak bir manevî duyarlılıkta buluştuklarını ortaya koymaktadır. İlhami Emin’in içe dönük, metaforik anlatımı ile Bahtiyar Vahapzade’nin toplumsal ve tarihsel bağlamda şekillenen açık ve güçlü şiir dili, tasavvufun modern Türk şiirindeki çeşitli yansımalarını temsil etmektedir.
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    TÜRKİSTAN’DAN BALKANLARA ORTAK KÜLTÜR: HIDIRILLEZ VE NEVRUZ
    (Универзитет „Гоце Делчев” - Штип, 2025-05-07)
    OSMAN EMIN
    Eski Türk mevsimsel kutlamalarından biri olan Hıdırellez, her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanmaktadır. Türk-İslam medeniyeti, kültürü ve mitolojisinde özel bir yere sahip olan Hıdırellez, eski ritüel ve inançların izlerini taşır. Baharın gelişi ve kış mevsimiyle yer değiştirmesiyle ilgili törenler, Orta Asya, Altay Dağları, Balkanlar ve Anadolu gibi geniş coğrafyalarda farklı şekillerde kutlanmaktadır. Hıdırellez gibi yaz mevsiminin başlangıcını simgeleyen bu kutlamalar, onu yaşayan halkların yaşam tarzı, kökenleri ve eski inanç sistemleriyle doğrudan bağlantılıdır. Aynı zamanda doğaya bakış açılarını da yansıtır. Türk halk kültüründe Hızır’a ilişkin inançlar, yazılı Doğu kaynaklarında da yer almaktadır. Hızır veya Hıdır, Türk halk inançlarında yardıma ihtiyaç duyanların imdadına yetişen kutsal bir varlık ya da peygamber olarak kabul edilir. Hıdırellez’in yanı sıra, Türk coğrafyasında önemli bir diğer mevsimsel bayram da Nevruz’dur. Her iki bayramın kutlama biçimleri büyük oranda benzerlik gösterir. Türk dünyasının farklı bölgelerinde, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’da daha çok Nevruz ön plandayken, Türkiye’de hem Nevruz hem Hıdırellez yaygın olarak kutlanır. Nevruz 21 Mart’ta, Hıdırellez ise 5 Mayıs’ta gerçekleşir. Azerbaycan’da Şubat ayında kutlanan Hıdır Nebi ise Hıdırellez’e bazı benzerlikler taşımakla birlikte farklılıklar da barındırır; Hıdır Nebi kış mevsiminin ortasında, Hıdırellez ise yazın başlangıcında kutlanır. Bu çalışmada, eski bir Türk geleneği olan Hıdırellez’in kutlama hazırlıkları ve ritüelleri ile Nevruz Bayramı arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ele alınacak; her iki bayramın halk inançları, doğa algısı ve kültürel miras bağlamındaki yeri karşılaştırmalı olarak incelenecektir.
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    BALKANLAR İLE TÜRK DÜNYASI ARASINDAKI KÜLTÜREL BAĞLAR
    (AZƏRBAYCAN RESPUBLİKASININ ELM VƏ TƏHSİL NAZİRLİYİ BAKI SLAVYAN UNİVERSİTETİ, 2025-05-07)
    OSMAN EMIN
    CULTURAL TIES BETWEEN THE BALKANS AND THE TURKIC WORLD Throughout its history, the Balkans have been under the administrative rule of the Roman Empire, Byzantium, the Bulgarian Kingdom, the Serbian Kingdom, and the Ottoman Empire, and each nation has been influenced by the official languages of these administrations. The region has also been affected by the languages within the Balkan linguistic unity through direct or indirect contact. In Macedonia, the longest-lasting administration was that of the Ottoman Empire, which ruled for 541 years (1371–1912), leaving deep marks in every aspect of life. The Balkans have historically been a crossroads of various cultures and civilizations, resulting in a rich and diverse cultural mosaic. The Turks, especially during the Ottoman period, formed a significant population in the Balkans and made substantial contributions to the region's cultural, social, and economic structure. This article examines the cultural dimensions of integration between the Balkans and the Turkic world, the significance of the Turkic world, and the role of the Balkans in the context of a common alphabet.
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    Geçmişten Günümüze Kuzey Makedonyada Türkçe Eğitiminin Durumu
    (Türkiye Maarif Vakfı Tiran New York Üniversitesi Yayınları, 2025-10)
    OSMAN EMIN
    Kuzey Makedonya, tarih boyunca farklı kültürlerin ve etnik grupların bir arada yaşadığı bir coğrafya olarak dikkat çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun süreli hakimiyeti, bu bölgede Türkçe’nin ve Türk kültürünün yayılmasına zemin hazırlamıştır. Türkçe, Osmanlı dönemi boyunca Kuzey Makedonya’da resmi dil olarak kullanılmış ve bu süreçte Türkçe eğitim veren okullar açılmıştır. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından bu bölgede Türkçe eğitimin durumu değişmiş ve çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. Eğitim, bir milletin aydın yetişebilmesi, bilinçli düşünebilmesi, bilgilerini nesilden nesle aktarabilmesi adına çok önemli bir konudur. Öncelikle eğitimin kaliteli, doğru bilgilerle donanmış, öğretimin de aynı zamanda çok üst düzeyde olması gereklidir. Geçmişten günümüze eğitim konusunda çoğu ülke problem yaşamıştır. Bilgilerin doğruluğu, aktarılabilmesi, akılda kalabilmesi için kullanılan teknikler çok önemlidir. Bugün var olan eğitim kalitesine ve erişilebilirliğine gelebilmek hiç de kolay olmamıştır. Savaşlar, göçler, ekonomik krizler, sömürgeler, çevresel faktörler gibi daha birçok problem eğitimin ilerleyebilmesi için bir engel oluşturmuşlardır. Düzeni tutturabilmek adına fedakarlıklar verilmiştir. Bu araştırma makalesinde Kuzey Makedonya’da Türkçe eğitiminin durumu incelenecektir. Yukarıda söylenilen engeller aynı zamanda Kuzey Makedonya’da da etkili olmuştur. Osmanlı himayesinde yaklaşık beş yüz elli yıl olan Kuzey Makedonya’da yaşayan Türkler bugünkü eğitime ulaşabilmek için çok büyük mücadele vermiştir. Hem Balkanlar Savaşı öncesi hem de sonrası burada yaşayan Türkler için sosyolojik, psikolojik, ekonomik olarak etki etmiştir. Savaşın, göçün, siyasal ve maddi durumun düzene girebilmesi için Türkler çok çaba göstermişlerdir. Eğitim hakları zaman zaman ellerinden alınmış, farklı dillerde eğitim görmeye maruz bırakılmışlardır. Fakat her şeye rağmen Türk dilini, edebiyatını ve kültürünü yaşatabilmek adına mücadele etmiştir. Hakları olan eğitime en sonunda kavuşmuşlardır. Kuzey Makedonya içerisinde yoğun bir şekilde Türk nüfusunu barındırmaktadır. Bu sebepten dolayı hem geçmişte hem günümüzde Türkçe eğitim üzerine önem verilmiştir. Bu makalede öncelikle eğitimin önemi incelenecektir. Daha sonra Kuzey Makedonya’da Türkçe eğitimin başlangıcından sonuna kadar olan süreç kronolojik olarak açıklanacaktır. Balkan Savaşı’ndan önce ve sonra olan eğitim kalitesine bakılacak ve daha sonra günümüzde Türkçe eğitiminin seviyesi incelenecektir.
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    KÜLTÜREL ÇOKSESLİLİK Dünyada Türk Dili, Kültürü ve Medeniyeti. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılına Armağan POLIFONII CULTURALE Limba, cultura și civilizația turcă în lume. Volum dedicat Centenarului Republicii Turcia CULTURAL POLYPHONIES The Turkish Language, Culture, and Civilization Worldwide. A Volume Dedicated to the Centennial of the Republic of Türkiye
    (Editură recunoscută de Consiliul Naţional al Cercetării Ştiinţifice (C.N.C.S.) şi inclusă de Consiliul Naţional de Atestare a Titlurilor, Diplomelor şi Certificatelor Universitare (C.N.A.T.D.C.U.) în categoria editurilor de prestigiu recunoscut., 2025-09)
    OSMAN EMIN
    Abstract: Language is the main factor that creates and strengthens the relationship between individual and culture, or rather, it can be expressed as a common bond. North Macedonia became a region where the maps were redrawn, changing from the colorfulness offered by the Ottoman Empire to colorless or confusing. As for the Turks living in the Republic of North Macedonia, as the true heirs of the Ottoman-Turkish culture, they are not content with preserving their national identity, language, literature and culture and carrying them to the present day, they play the role of a bridge in the development of all- round relations between the two countries. Turcologist Annemaria Von Gbain (1901-1993), “Turcology is a profession for foreigners and a national duty for Turks.” Dealing with Turkish is a national duty for us Turks. The Skopje Turkish Language and Literature section of North Macedonia has a significant place for the Turks of North Macedonia. After 2001, with the political change in Macedonia, job opportunities were opened to Turks. Today, our students who graduate from this Department work at every stage of the state, in every institution, in every city and village.
  • Some of the metrics are blocked by your 
    Item type:Publication,
    MAKEDONYA’DA TÜRKÇE EĞİTİMİNİN 80 YILLIK EĞİTİM YOLCULUĞU (1944–2024)
    (ÇAĞ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI, 2025-04-28)
    OSMAN EMIN
    ÖZET Makedonya’da Türkçe eğitimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Makedonya topraklarında varlık gösterdiği dönemde başlamış ve bu süreç, Cumhuriyet dönemiyle birlikte farklı aşamalardan geçerek günümüze kadar gelmiştir. 80 yıllık bu eğitim yolculuğu, Makedonya’daki Türk nüfusunun kültürel ve dilsel varlığını sürdürmesi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Her ulusun, her türlü düşünce ve öğrenme eylemi ana dili temeli üzerinde oluşur. Anlaşılıyor ki, ulusal eğitimde ve ana dili eğitiminde en çok önem verilerek, günümüze kadar ve gelecekte düşünen, eleştiren, sağduyulu, tutarlı ve öz konuşan insan tipinin yaratılması, okullarımız dahi Türk dili ve Türkçe eğitiminin başarısına bağlıdır. 1944-2024 yılları arasında Makedonya’da Türkçe eğitiminin tarihsel gelişimini, dönüşümünü ve mevcut durumunu derinlemesine inceleyen bir çalışma ele alınacaktır. Makale, yalnızca Türkçe eğitiminin kronolojik bir kaydını tutmakla kalmayıp, aynı zamanda bu süreçte eğitimin kültürel, sosyal ve siyasi etkilerini de ele alarak kapsamlı bir perspektif sunacaktır. Türkçe eğitiminin, bir dil öğretiminin ötesine geçerek kimlik taşıyıcısı ve kültürel varoluşun temel unsuru olduğunu vurgulayan bu çalışma, Kuzey Makedonya’daki Türk toplumunun anadilde eğitim hakkını nasıl bir mücadele ile koruduğunu ve geliştirdiğini gözler önüne serecektir. Günümüzde Türkçe eğitiminin mevcut durumu ve gelecekte atılacak adımlara dair öngörüler sunan bu metin, Türkçe eğitiminin bir kimlik mücadelesi olduğunu ve Türk toplumunun kendi dilini, kültürünü ve değerlerini koruma çabası olarak nasıl evrildiğini göstermeye amaç edinecektir. Makedonya’daki Türkçe eğitiminin 80 yıllık yolculuğu hem zorluklarla hem de başarılarla dolu bir süreç olmuştur. Osmanlı döneminin etkisiyle başlayan Türkçe eğitim, Yugoslavya dönemi ve Makedonya'nın bağımsızlığından sonra da devam etmiştir. Bugün, Türkçenin Makedonya'daki eğitim sistemindeki yeri, Türk kültürünü ve dilini yaşatma amacını gütmeye devam etmektedir. Makedonya'da Türkçe eğitiminin 80 yıllık yolculuğu, Türk halkının dilsel ve kültürel kimliğini koruma noktasında önemli bir kilometre taşıdır.